Özel Hayatın Gizliliği

Özel Hayatın Gizliliği


Özel hayatın gizliliği, insanın sosyal hayat içerisinde sağlıklı bir şekilde var olması için korunan haklardan biridir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile hukuk sistemimizde kişilerin özel hayatına müdahale edilmemesi amaçlanmıştır. Buna göre bir kişinin başkaları tarafından bilinmesini istemediği özel yaşamına dair alanlara girilmesini cezalandırmak adına Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu hukuki olarak gündeme gelmektedir.

Özel Hayatın Gizliliği Hakkı

Anayasamızın 20. Maddesinde vatandaşların özel hayatına ya da aile hayatına saygı duyulması için bazı hükümler düzenlenmiştir. Dolayısıyla özel hayat gizliliği hakkı, esasında dayanağını Anayasa’dan alan bir haktır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yapılan sıkı yaptırımlar sayesinde özel hayatın gizliliği hakkı hukuken korunma altına alınmıştır. Bunun yanı sıra özel hayata saygı aynı zamanda uluslararası insan hakları sözleşmelerinde de sabittir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinde düzenlenen bir hak olan özel hayatın gizliliğine dair hakkı, sadece ulusal bazda değil devletler üstü bir kurum olarak uluslararası alanda da gözetilmektedir.

İlginizi Çekebilir: Resmi Belgede Sahtecilik

Özel Hayatın Gizliliği Nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. Maddesinde yer alan hükümlere göre, herkesin özel hayata ve aile yaşantısına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Hiçbir kimsenin özel hayatının ve aile yaşamının gizliliğine dokunulamaz. Bu konuyla ilgili olarak hukuk sistemimizde evlilikte özel hayatın gizliliği Yargıtay kararları bulunmaktadır. Özel hayata ve aile hayatına saygı duyulmaması halinde, hukuken özel hayatın gizliliğini ihlal suçu  gündeme gelmektedir. Bu hakkın ihlal edilmesi durumunda mağdur kişiler şu hukuki kurumlara bireysel başvuruda bulunabilmektedir:

  • Anayasa Mahkemesi’ne
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne

Özel Hayatın Gizliliği İhlali

Hukuk sistemimizde özel hayatın gizliliği ihlali suçu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda 134.-138. Maddeler arasında düzenlenmiştir. Eğer bir kişinin özel hayatına ve aile yaşantısına müdahale varsa bu durumda özel hayatının gizliliği ihlali suçundan söz etmek mümkün olmaktadır. Sadece dışarıdan ailenin yaşantısına müdahale değil aynı zamanda eşler arasında özel hayatın gizliliği hususu da zaman zaman davalara konu olabilmektedir. Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, ilgili kanunda yer alan hükümlere göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması

Kişinin özel hayatına müdahale edilmesinde ve başkaları tarafından bilinmesini istemediği alana girilmesinde görüntü ya da ses kaydı yapılması durumunda farklı cezalar öngörülmektedir. TCK 134. -138. maddeleri arasında yer alan hükümlere göre özel hayatın gizliliğinin örüntü veya seslerin kayda alınması şeklinde ihlal edilmesi halinde, faile verilecek ceza bir kat artırılmaktadır. Ayrıca kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak internet üzerinden ya da başka şekillerde ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kişinin özel hayatına dair bilgilerin basın ve yayın organları yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezalar verilmektedir. Özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı da iç içe olan konular arasında yer almaktadır.

İlginizi Çekebilir: Tehdit Suçu

Özel Hayatın Gizliliği Anayasa

Bireyin özel hayatının gizliliği kapsamına alınan alanlara müdahale edilmesi durumunda cezalandırılması söz konusu olmaktadır. Bir kişinin özel hayatın gizlilik alanına ilişkin ses ve görüntülerin herhangi bir şekilde edilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun nitelikli hali olarak kabul edilmektedir. İşyerinde özel hayatın gizliliği suçu da sık sık davalara konu olmaktadır. Bu suçu işleyen kişi, hem ses ve görüntüleri kayda alır hem de ifşa ederse, TCK md. 134/1 ve 134/2’de tanımlanan iki farklı suçtan dolayı ayrı ayrı cezalandırılması gerekmektedir.

 

 

Tehdit Suçu

Tehdit Suçu


Türk Ceza Hukuku kapsamında ceza yargılamalarında en sık karşılaşılan suçlardan biri olan tehdit suçu, TCK’nın 106. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede yer alan hükümlere göre, bir kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirilmesi doğrultusunda tehdit edilmesi durumunda, tehdit suç olarak ortaya çıkmaktadır Tehdit ve hareket suçu, hukuk sistemimizde en yaygın şekilde açılan davalara konu olmaktadır.

Tehdit Suçu TCK

Tehdit suçuna ilişkin hükümler, Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde açık ve net biçimde düzenlenmiştir. Tehdit, haksız bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bir kimseye bildirilmesi halidir. Dolayısıyla kanuna göre tehdit suçunun oluşmasına sebep olan bu bildirim, hem söz ile hem de davranış yoluyla gerçekleştirilebilmektedir.

İlgili kanunda tehdit suçunda korunan hukuki değer, kişilerin karar verme ve hareket etme özgürlüğüdür. Fail, suç unsuru teşkil eden eylemi işlerken tehdit boyutunu aşacak söz ve davranışlar icra ederse bu sefer şantaj suçu oluşabilir. Her iki suç türü de TCK’da farklı biçimde ele alınmaktadır. Tehdit suçu uzlaşma ve anlaşma şeklinde sonuçlandırılabilen bir suç türüdür. Bu konuda mahkemede dava görülürken taraflar arasında uzlaşmaya varılabilmesi mümkündür.

Tehdit suçunun yalnızca malvarlığına yönelen basit şekli şikayete tabidir Dolayısıyla malvarlığı değerine yönelen tehdit suçu şikayet süresi 6 ay olarak belirlenmiştir. Kanuna göre söz konusu şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren başlamaktadır. Tehdit suçunun yaşam hakkına yönelik basit şeklindeki halleri ise şikayete tabi değildir. Bu suçlar açısından şikayet hakkı da dava zamanaşımı süresi içinde kullanılabilmektedir. Tehdit suçu zamanaşımı süresi bu sebeple 8 yıl olarak belirlenmiştir.

İlginizi Çekebilir: Görevi Kötüye Kullanma

Tehdit Suçu Cezası

Tehdit suçunun cezasına göre, kişiler tehdit suçu işlediklerinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Fail, mağduru malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahsederek tehdit suçunun işlediği durumlarda, mağdurun şikayet etmesi halinde 6 aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmedilmektedir.

Türk Ceza Kanunu’ndaki ilgili maddelerde yer alan hükümlere göre kişinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı tehdidinin olması durumunda, suç şikayete tabi olmaktan çıkar. Bu durumda faili işleyen kişinin cezası 2 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmektedir. Fakat kişinin mal varlığı açısından zarara uğratılacağı veya kendisine kötülük edileceği şeklinde tehdit suçunun oluştuğu hallerde ise suç, şikayete tabiidir. Bu hallerde suçun ceza miktarı da çok daha düşüktür.

İlginizi Çekebilir: Hırsızlık Suçu

Tehdit Suçu Yargıtay Kararları

Tehdit suçunun ortaya çıktığı durumlarda, bu suçu oluşturan hareketlerin gerçekleşmesinden itibaren 6 ay içinde Cumhuriyet Başsavcılıkları veya kolluk kuvvetlerine hitaben suça ilişkin şikayetlerde bulunulması gerekmektedir. Bu sürenini geçirilmesi durumunda, kanunlar tarafından belirlenmiş şikayet süresini geçirilmiş olması sebebiyle dosyanın düşmesi ve başvurunun sonuçsuz kalması söz konusu olacaktır. Tehdit suçu savunma dilekçesi, bu fiili işlediğinden bahisle aleyhinde dava açılan kimselerin, savcılık talebiyle mahkemeye sunmaları gereken belgedir.

Türk Ceza Kanunu’nun ilk fıkrasında düzenlenmiş olan tehdit suçunun en basit hali, taraflar arasında uzlaştırmaya tabidir. Uzlaştırma kurumuna göre, bu kapsama giren suçlarda gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında öncelikli olarak uzlaşma prosedürünün uygulanması mümkün olmaktadır. Prosedür çerçevesinde taraflar anlaşmaya vararak davanın herhangi bir ceza sonucu doğurmasına gerek kalmaksızın sonuca varabilmektedir. Hukuk sistemimizde bu konuyla ilgili olarak çok sayıda Yargıtay kararı da mevcuttur. Kişiler uzlaştırma prosedürleri çerçevesinde ilgili süreç uygulandıktan sonra tehdit suçu konusuyla açılan dava dosyasının bu şekilde kapanmasını sağlayabilmektedir.

 

Yüz Kızartıcı Suçlar

Yüz Kızartıcı Suçlar


Özellikle memuriyet başvurularında sık sık karşımıza çıkan yüz kızartıcı suçlar kavramı, Türk Ceza Hukuku kapsamında düzenlenen suçlar arasında yer almaktadır. Memuriyette yüz kızartıcı suçlar, çoğu zaman iş başvurularında ve atamalarda kişilerin Devlet Memurları Kanunu’na göre işlerinden atılmalarına kadar sonuçlara varabilmektedir. Esasında hukuk sistemimizde ve özellikle ceza hukukunda doğrudan yüz kızartıcı suçlar şeklinde bir başlık altında suç kategorisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla yüz kızartıcı suç kavramı, TCK dışında bazı özel kanun hükümlerinde ve 1982 Anayasa’nın 76. maddesinde yer almaktadır.

Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir?

Ceza hukuku alanında hiçbir sonuç doğurmayan yüz kızartıcı suç kavramı, pratikte ceza hukuku dışındaki alanlarda ölçü olarak kabul edilmektedir. Örnek olarak bir kimsenin bir mesleğe, memuriyete ya da bir derneğe kabul edilmesinde ya da hak ve statü kazanmasında ölçü yani kriter olarak yüz kızartıcı suçlar kavramı devreye sokulmaktadır. Hukuk doktrininde toplumun şiddetle tepki gösterdiği, ahlaki açıdan kabul edilemez bulduğu eylemler, yüz kızartıcı suç kapsamına girmektedir. Dolayısıyla bu suçun somut bir çerçeve sunmaktan uzak olduğu görülmektedir. Çünkü hangi suçlara ne şekilde tepki verilmesi gerektiği ya da hangi ahlak kurallarına göre suçun kabul edilemez olduğunu belirlemek tartışmalı bir konudur.

İş Kanunu yüz kızartıcı suçlar, kişinin iş başvurularında işe kabul edilmesinde ya da iş sözleşmesi devam ederken tazminatsız bir şekilde iş akdine son verilmesinde esas hukuki dayanak olarak kabul edilmektedir. Bir suçun yüz kızartıcı suç olup olmadığı, kişiye uygulanacak özel kanun hükümleri dikkate alınarak anlaşılmaktadır. Genel olarak yüz kızartıcı suçların özel kanunları incelendiğinde şu şekilde sıralanmaktadır:

İlginizi Çekebilir: Dolandırıcılık Suçu

  • Hırsızlık Suçu,
  • Dolandırıcılık Suçu,
  • Güveni Kötüye Kullanma Suçu,
  • Görevi Kötüye Kullanma Suçu,
  • Rüşvet Suçu,
  • İrtikap Suçu,
  • Zimmet Suçu,
  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu,
  • Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu,
  • Parada Sahtecilik Suçu (TCK md.197),
  • Kıymetli Damgada Sahtecilik (TCK md.199),
  • Mühürde Sahtecilik Suçu (TCK md. 202),
  • Hileli İflas (TCK md.161).

Yüz Kızartıcı Suçlar Ne Zaman Silinir?

Yüz kızartıcı suçların adli sicil ya da sabıka kaydının silinmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. Öncelikle adli sicil kaydı ile iş başvurularında talep edilen arşiv kaydı iki farklı kavrama işaret etmektedir. İş yerinde yüz kızartıcı suçlar ile ilgili ceza alan kişilerin mahkumiyet hükümleri ilk olarak adli sicil kaydına alındıktan sonra belli koşulların gerçekleşmesi durumunda, mahkumiyet hükmüne dair bilgiler silinerek arşiv kaydına alınır. Yüz kızartıcı suçlara dair arşiv kaydının silinmesi için şu durumların gerçekleşmesi gerekir:

  • Mahkeme tarafından Memnu Hakların İadesi kararı verilmişse kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesiyle arşiv kaydı silinir.
  • Memnu hakların iadesi kararı alınamamış ise kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 30 yıl geçtikten sonra arşiv kayıtları silinmektedir.

İlginizi Çekebilir: Etkin Pişmanlık

Memurlukta Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir?

Üniversitede yüz kızartıcı suçlar da memur statüsünde olan kişilerin karşılaşabildiği hukuki durumlar arasında yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan yüz kızartıcısuçlar deyimi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kanunda söz konusu kavram yerine hangi suçların devlet memuriyetine engel teşkil ettiği açık bir biçimde düzenlenmiştir. Bununla birlikte Anayasa’nın 76. maddesinde zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüzkızartıcı suçlar tabiri bulunmaktadır. Burada yer alan suçların tanımı memurlukta yüz kızartıcı suçlar kapsamında kabul edilmektedir.

 

Resmi Belgede Sahtecilik

Resmi Belgede Sahtecilik


Resmi belgede sahtecilik suçu, görevi resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişinin işlediği suçtur. Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen kamu görevlileri aleyhinde de resmibelgede sahtecilik suçundan dava açılabilmektedir.

Resmi Belgede Sahtecilik TCK

Hukuk sistemimize göre sahtecilik suçları, resmi ve özel belge şeklinde ayrılarak, kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. TCK’nın 204 ila 206. maddelerinde resmi belgelerde sahtecilik, 207 ve 208. maddelerde özel belgede sahtecilik suçu düzenlenmiştir.

İlginizi Çekebilir: Şantaj Suçu

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen resmi belgede sahtecilik unsurları şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek
  • Gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek
  • Sahte resmi belgeyi kullanmak

Maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun faili herkes olabilir. Bununla birlikte resmi belgelerde sahtecilik suçunu işleyen kamu görevlisi 1. fıkra kapsamında cezalandırılacaktır. Maddenin 2. fıkrasında suç olarak eylemin faili ise ancak kamu görevlisi olabilir. Bu fıkra kapsamında açılacak davalarda ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

Resmi belgelerde sahtecilik suçlarının faili, herkes olabilir. Ancak göreviyle bağlantılı olmadan resmi belgelerde sahtecilik suçunu işleyen kamu görevlisi ilgili maddenin 1. fıkrası kapsamında açılacak davaya göre ceza alacaktır. Bu konuyla ilgili olarak Yargıtay içtihatlarına girmiş pek çok dava bulunmaktadır. Yüksek Mahkemenin vermiş olduğu kararlar bağlayıcı hükmündedir.

Resmi Belgede Sahtecilik Zamanaşımı

Resmi belgede sahtecilik görevli mahkeme suçun işlendiği yerde bulunan Ağır Ceza Mahkemesidir. Resmi evrakta sahtecilik suçu şikayet süresi, genel olarak fiilin işlenmesinden itibaren 6 aydır. Bununla birlikte bu suç şikayete bağlı olmadığından herhangi bir şikayet süresi yoktur. Resmi belgelerde sahtecilik suçlarının zamanaşımı süresi en basit halde dahi 8 yıldır.

Resmi Belgede Sahtecilik Etkin Pişmanlık

Hukuk sistemimizde pek çok suçta olduğu gibi resmi belgelerde sahtecilik suçunda da etkin pişmanlık yasaları devreye girebilmektedir. Buna göre bu suç, gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenirse, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir. Resmi belgede sahtecilik suçu paraya çevrilir mi sorusunun yanıtı için deneyimli avukatlarla iletişime geçebilirsiniz.

İlginizi Çekebilir: Yüz Kızartıcı Suçlar

Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Beraat

Resmi belgelerde sahtecilik suçunun temel halinin cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Fakat bu suç kamu görevlisi tarafından işlenmesi durumunda ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası olmaktadır. Resmi belgede sahtecilik suçu ertelenir mi sorusunun yanıtı cezanın niteliğine göre belirlenmektedir. Çünkü Türk Ceza Hukuku mevzuatına göre erteleme 2 yıl veya daha kısa bir süre hapis cezası alan mahkumlar için geçerli olmaktadır. Resmi belgelerde sahtecilik yapan suçlunun mahkeme tarafından 2 yıl hapis cezası alması durumunda bu cezanın ertelenmesi de mümkün hale gelmektedir. Ancak bu durumda olan sanık hakkında verilecek erteleme kararı, hakimin takdirine bırakılmıştır.

Resmi Belgede Sahtecilik Yargıtay Kararları

Resmi belgede sahtecilik suçu dilekçe örneği hakkında detaylı bilgiler internet üzerinden araştırılarak temin edilebilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemeler ile yüksek mahkemeler arasında meydana gelen hukuki ihtilafların çözüme kavuşturulmasında etkin rol üstlenmektedir. Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında açılacak ceza davalarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. Davanın kamu görevlisinin aleyhinde açılması durumundaysa fıkra kapsamında açılacak davalarda ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir.

 

Şantaj Suçu

Şantaj Suçu


Hukuk sistemimizde tehdit suçunun özel bir uzantısı olarak kabul edilen şantaj suçu, mağdurun daha ağır bir şekilde huzursuz edilmesine neden olan durumlarda mağdurun iç huzur ve hürriyetini koruyan bir suç türüdür. İlgili kanuna göre şantaj suçları şu şekillerde gerçekleştirilebilmektedir:

  • Bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlama (TCK md. 107/1).
  • Haksız çıkar sağlamaya zorlama suretiyle şantaj (TCK md. 107/1).

Hukuk sistemimizde yaygın bir şekilde karşılaşılan suçlar arasında yer alan şantaj suçları farklı biçimlerde işlenebilmektedir. Şikayetlere tabi olmadan da gündeme gelen şantaj suçları arasında cinsel şantaj suçu da bulunmaktadır. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre şantaj suçları için ilgili kanunda öngörülen zaman aşımı süresi 8 yıldır. Söz konusu süre kural olarak suçun işlendiği tarihten itibaren başlatılmaktadır.

İlginizi Çekebilir: Mala Zarar Verme Suçu

Şantaj Suçu TCK

Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçu, esasen tehdit suçunun özel bir biçimi olarak kabul edilmektedir. Bu suç, kapsamı itibarıyla kişi huzur ve güvenine karşı işlenen suçlardandır. Bu suçta tehdit suçuna kıyasla kişi huzur ve güveninin sarsılması unsuru daha ağır basmaktadır. Dolayısıyla şantaj suçu, bir kimseyi hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapmak veya yapmamaktan bahisle bir şeyi yapmaya zorlamak şeklinde tanımlanabilmektedir. Bununla birlikte bir kimseyi haksız çıkar sağlamaya zorlamak veya bir kimsenin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikli şeylerin açıklanması ile korkutmak da Türk Ceza Kanunu’nun 107. maddesi kapsamında düzenlenen şantaj suçunun tanımı olarak kabul edilmektedir. TCK’nun 107. maddesinde öngörülen seçimlik hareketlerden biri işlendiği takdirde şantaj suçu gündeme gelmektedir.

Şantaj Suçu Cezası

Şantaj suçunun cezası da suç unsurlarına ve niteliğine göre değişiklik gösterebilmektedir. Esasen şantaj suçunda, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaktadır. Bunun yanı sıra fail hakkında yani suçu işleyen kişi hakkında 5000 güne kadar adli para cezası da verilebilmektedir. Şantaj suçu şikayetten vazgeçme durumunda dava kapatılmaktadır. Fakat kişi başkasına ya da kendine yarar sağlamak için, başka kişinin şerefine zarar verecek nitelikteki hususların yapılacağına dair tehditte bulunması durumunda da bu cezaya hükmedilmektedir.

Bir kimseyi kanuna aykırı bir şeyi yapmaya zorlamak şantaj suçunun unsurları arasında yer almaktadır. Dolayısıyla video ile şantaj suçu da pratikte sık görülen şantaj suçları arasında yer almaktadır. Bir kimseyi, şeref ve haysiyetine zarar verecek bazı özel hususların açıklanacağından bahisle korkutarak kendine haksız bir çıkar sağlamak da şantaj suçunun unsurlarındandır. Ayrıca bir kimseyi yapmakla yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlamak, ve bir şeyi yapmak veya yapmamaktan bahisle bir kimse üzerinden haksız çıkar sağlamak da şantaj suçunu gündeme getirmektedir.

İlginizi Çekebilir: Yüz Kızartıcı Suçlar

Şantaj Suçu Şikayete Bağlı Mı?

Şantaj suçu, hukuk sistemimizde yer aldığı şekliyle şikayete tabi suçlardan değildir. Bu yüzden şantaj suçunun işlendiğinin adli makamlara intikali ile birlikte anılan suçla ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerine savcılık tarafından re’sen başlanılır. Ancak gündeme gelen şantaj suçundan dolayı mağdur olmanız durumunda savcılığa suç duyurusunda bulunmanız, suçun faili hakkında yürütülecek soruşturma ve kovuşturma süreçlerine katılım sağlamanızda etkilidir. Dolayısıyla örneğin hakkınızda fotoğrafla şantaj suçu işlendiğinden şikayetçiyseniz ve mağdur sıfatıyla davalara katılmak istiyorsanız, şahsen veya vekiliniz aracılığı ile savcılığa suç duyurusunda bulunarak bu hususu gerçekleştirebilirsiniz.

 

Mala Zarar Verme Suçu

Mala Zarar Verme Suçu


Seçimlik hareketle işlenebilen bir suç olan mala zarar verme, kanunda kasıtlı olarak bir şeyi yıkma ya da bozmak şeklinde tanımlanmaktadır. Mala zarar verme suçu kast konusu, bu suçun işlenip işlenmediğinin tespit edilme hususunda önemli bir unsur teşkil etmektedir. Hukuk sistemimizde mala zarar verme kavramı, bir başkasına ait malın yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi veya kirletilmesi olarak tanımlanmaktadır. Suç olarak Mala zarar verme, başkasına ait olan mala zarar vermeye yönelik hukuka aykırı müdahaleleri cezalandırmak amacıyla kanunlarımıza yer almıştır. Mala zarar verme kanunları sayesinde kişilerin sahip oldukları malvarlığı değerleri korunmak istendiğinden, bu suç Türk Ceza Kanunu’nun “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir.

Mala Zarar Verme Suçu TCK

Türk Ceza Kanunu’nun 151. ve 152. maddeleri arasında düzenlenen mala zarar verme suçunun en basit şekli, en az cezayı gerektiren şeklidir. Mala zarar verme suçu şikayete bağlı sorusun yanıtı olarak, bu suçun basit hali şikayete tabi tutulmaktadır. Ancak bu suçun basit hali yerine nitelikli olarak işlenmesi durumunda ortaya çıkan hak ihlalleri, şikayete tabi suçlar arasında değildir. Bir başka deyişle mağdur şikayetçi olmasa bile savcılık tarafından suç kendiliğinden 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde soruşturulabilir. Hukuk sistemimizde mala zarar verme mülkiyet hakkı ile korunur. Bu yüzden suça konu olan davranış menkul ya da gayrimenkul bir mala zarar verme olabilir.

İlginizi Çekebilir: Bilişim Suçları

Mala Zarar Verme Suçu Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde yer alan hükümlere göre düzenlenen mala zarar verme genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Bu suçu işleyen kişinin mala zarar verme eylemini yaparken özel bir amaçla hareket edip etmemesi önemli değildir. Mala zarar verme, seçimlik hareketlerle işlenebilen bir eylemdir. Dolayısıyla mala zarar verme suçu taksirle işlenebilir mi sorusunun yanıtı olarak işlenemez. Mala zarar verme suçunun kanunda yer aldığı şekliyle,  basit şekliyle işlendiğinde sanığa 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir.

Mala zarar verme basit haliyle işlendiğinde hakim faile, ya hapis cezası ya da adli para cezası verecektir. Her iki yaptırım aynı anda uygulanmamaktadır. Mala zarar verme suçunun nitelikli halleri, zarar verilen eşyanın niteliğinden dolayı cezanın ağırlaştırılması söz konusu olmaktadır.

Mala Zarar Verme Suçu Zararın Giderilmesi

Etkin pişmanlık işlediği suçun olumsuz sonuçlarını gideren faile uygulanan bir ceza indirimidir. Suç nedeniyle etkin pişmanlık gösteren faile TCK md. 168 gereği ceza indirimi uygulanmaktadır. Fail, suçu tamamlamasına rağmen henüz hakkında dava açılmamışsa ve zararın bu aşamada giderilmesi durumunda failin cezasının cezasının 2/3’üne kadarı indirilebilir. Suçu nedeniyle etkin pişmanlık, fail hakkında dava açıldıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilirse ve zararın giderilmesini sağlanmışsa failin cezasında ½ oranında indirim yapılır. Mala zarar verme suçu uzlaşmaya tabi mi sorusunun yanıtı bakımından uzlaşmaya tabi olunduğu görülmektedir.

İlginizi Çekebilir: Cezanın Ertelenmesi

Mala Zarar Verme Suçu Yargıtay Kararları

Mala zarar verme suçunun hapis cezası, belli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir. Aynı zamanda mala zarar verme suçuyla ilgili olarak faile hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu da doğurabilmektedir. Bu kurum, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Yargıtay kararlarına göre mala zarar verme suçu sebebiyle hükmedilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün olabilmektedir.

 

 

 

Hırsızlık Suçu

Hırsızlık Suçu


Hırsızlık suçu, hukuk sistemimizdeki kanunlara göre; bir başkasının zilyedi olduğu taşınır bir malı zilyedin rızası olmadan kendisine ya da başka birine yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alması olarak tanımlanmaktadır. Hukuk sistemimizde hırsızlık kapsam itibarıyla mal varlığı değerlerine karşı ve ekonomik bir çıkar elde etmek amacıyla işlenen suçlar kapsamına alınmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 141. ve 147. maddelerinde hırsızlık ile ilgili hükümler düzenlenmiştir.

Hırsızlık Suçu TCK

TCK’nın 141-147. maddeleri arasında düzenlenen hırsızlık suçu, ilgili kanunda “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde açık biçimde belirtilmiştir. Günümüzde en çok işlenen ekonomik suçlardan olan hırsızlık, nitelikli hallerinde fiil sayısı en fazla olan suçlardan biridir. İşyerinde hırsızlık suçu da dahil olmak üzere genel anlamda hırsızlık suçunun unsurlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Hırsızlık suçunun konusu taşınan maldır.
  • Taşınmaz mallar hakkında hırsızlık suç olarak işlenemez.
  • Hırsızlık suçuyla zilyetlik korunmaktadır. Bu suçun oluşmasında malın zilyedin egemenlik alanından çıkarılması gereklidir.

Hırsızlık Suçu Savunma Dilekçesi

Basit veya nitelikli tüm şekilleri resen soruşturulması gereken suçlardan olan hırsızlık, takibi şikayete bağlı olmayan suçlardandır. Dolayısıyla hırsızlık suçu istinaf dilekçesi de dava kapsamında savunma yapmak durumunda olan kişilerin hazırlaması gereken hukuki belgelerdendir. Hırsızlık suçunun takibi şikayete bağlı olmadığı için suçun bir şikayet süresi bulunmamaktadır. Basit hırsızlık (TCK md.141), taraflar arasında uzlaştırma prosedürünün uygulanmasına başvurulabilen suçlar arasında yer almaktadır.

Hırsızlık suçunun gerek kavuşturma gerekse de soruşturma aşamasında taraflar arasında uzlaşma yapılabilmesi mümkündür. Basit veya nitelikli hırsızlık suçlarında davalar ve yargılamalar asliye ceza mahkemeleri tarafından yerine getirilmektedir. Eğer basit hırsızlık uçunda fail yani suçu işleyen ile mağdur arasında uzlaşma sağlanamaması durumunda soruşturmaya veya yargılamaya devam edilmesi gerekir.

İlginizi Çekebilir: Hakaret Suçu

Hırsızlık Suçu Cezası

Basit hırsızlık suçunun cezası ile nitelikli hırsızlık suçunun cezası farklılık göstermektedir. Nitelikli haller suçun işlenişi ile ilgili olabileceği gibi suçun işlendiği yere göre farklılık göstermektedir. Hırsızlık suçunun nitelikli halleri TCK 142. maddesinde düzenlenmiştir. Hırsızlık suçunun cezası ilgili kanunda belirtilen nitelikli haller kapsamında işlenmesi halinde fail yani suçu işleyen kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilmektedir. Hırsızlık suçunun etkin pişmanlık kullanılarak bu cezanın belirli oranlarda indirilmesi mümkündür. Ancak ceza indirimi yapılabilmesi için mağdurun hırsızlık eylemi sebebiyle karşılaşmış olduğu zararının fail tarafından tazmin edilmiş olması gerekmektedir.

Hırsızlık Suçu Şikayete Bağlı Mı?

Hırsızlık suçunun hem nitelikli hali hem de basit haliyle takibi şikayete bağlı olmayan suçlardan olduğu kabul edilmektedir. Hırsızlık suçu zaman aşımı süresi, ilgili kanunda 8 yıl olarak belirlenmiştir. Hukuk sistemimizdeki kanunlara göre nitelikli hırsızlık suçlarından görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir.

Hırsızlık Suçu Para Cezasına Çevrilmesi

Hem basit hırsızlık suçunda hem de nitelikli hırsızlık suçunda cezayı azaltan bazı nedenlerin bulunması yada teşebbüslerin yapılması etkin pişmanlık durumunu gündeme getirmektedir. Etkin pişmanlık yasası kapsamında hırsızlık suçunu işleyen fail hakkında cezanın indirilmesini gerektirecek durumların mevcut olması halinde ceza 1 yıl veya daha altında olur ise adli para cezasına çevrilebilir. Bunun pek çok örneği hırsızlık suçu temyiz dilekçesi örneği kapsamında da belirtilerek Yargıtay kararları ile içtihatlarda yer almaktadır.

İlginizi Çekebilir: İftira Suçu

Hırsızlık Suçu Nasıl İspatlanır?

Hırsızlık suçunun ispatlanmasında pek çok aygıt ya da teknolojik cihaz kullanılabilmektedir. Hırsızlık suçunun nitelikli halleri suçun işlenişi ile ilgili olabileceği gibi suçun işlendiği yer ve kişiye göre değişiklik gösterebilmektir. Bu yüzden farklı olaylarda farklı ispat yöntemlerine başvurulması mümkündür.

 

Görevi Kötüye Kullanma Suçu - Görevi Kötüye Kullanma cezası alan memur, suç örnekleri, emsal kararlar, beraat, yargıtay kararları, zamanaşımı

Görevi Kötüye Kullanma


Görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin hukuka aykırı bir şekilde işlem yapması veya görevini yerine getirmemesi durumudur. Görevin kötüye kullanılması suçu unsurları 3 farklı şekilde meydana gelmektedir. Bunlar;

  • Kamu görevlisinin yapma sorumluluğu bulunan görevini ifa etmemesi şeklinde
  • Kamu görevlisinin görevini kanunun öngördüğü şekilde yapmayıp başka şekilde gerçekleştirmesi şeklinde
  • Kamu görevlisinin sorumlu olduğu görevi zamanında yapmayıp geciktirmesi yani görevini ihmal etmesi şeklinde

Olabilir.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Özellikle kamu görevlisinin ifa etmekle yükümlü olduğu işleri yerine getirmemesi durumunda görevin kötüye kullanılması suçundan bahsedilebilir. Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma unsuru, bu suç tanımı içinde yer almaktadır. Sadece kamu görevlisi tarafından işlenebilen görevin kötüye kullanılması suçu, memurların görevini ihmal etmeleri veya yapmamaları durumunda ortaya çıkmaktadır.

Emsal Kararlar

Yüksek Mahkeme’de görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin emsal kararlar alınmıştır. Yargıtay içtihatlarında kamu görevlilerinin vatandaşlara karşı hizmette ya da kamusal işlemlerde görevlerini hukuka uygun bir şekilde ifa etmemelerinden kaynaklanan pek çok dava bulunmaktadır. Sıradan memurların dışında bütün kamu görevlileri aleyhinde görevin kötüye kullanılması suçundan dava açılabilmektedir.

Görevi Kötüye Kullanma Cezası Alan Memur

Kamu görevlisi olarak çalışan failin, kanunun ya da idari düzenlemeden doğan bir göreve sahip olması ve işlenen suçun bu görevle ilişkili olması gerekmektedir. Bir kimse memur olmasına rağmen suç konusu olan işle ilgili doğrudan görevi ya da yetkisi yoksa, görevin kötüye kullanılması suçu oluşmamaktadır. Bununla birlikte görevin kötüye kullanması suçundan ceza alan memura 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilebilmektedir. Görevi kötüye kullanma cezası ertelenir mi sorusunun yanıtını evet şeklinde vermek mümkündür. Sanığın belirlenen denetim süresini sosyal hayat içerisinde iyi halli geçirmesi halinde cezasının infaz edilmiş sayılmasını sağlayan bir bireyselleştirme olması durumunda ceza ertelenebilmektedir.

İlginizi Çekebilir: Cezanın Ertelenmesi

Görevin Kötüye Kullanılması Beraat

Türk Ceza Kanunu’na göre görevi kötüye kullanma suçu şikayete tabi bir suç değildir. Bu suçla ilgili soruşturma, polis jandarma gibi kolluk kuvvetleri veya savcılık tarafından kendiliğinden başlatılmalıdır.

Görevi Kötüye Kullanma TCK

Bu suç taksirle değil, kasten işlenen bir suçtur. Dolayısıyla görevi kötüye kullanma suçunun oluşması içi kamu görevlisinin görevini ihmal ettiğini ya da yerine getirmeyi geciktirdiğini bilmesi yeterlidir. Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi hükmünde görevin kötüye kullanılması suçu düzenlenmiştir. Görevin kötüye kullanılması, ihmal suretiyle kamu görevlisinin görevini kötüye kullanmasıdır. TCK 257’de düzenlenen görevin kötüye kullanılması suçu, halk arasında sık sık karşılaştırılan irtikap, rüşvet ve zimmet suçlarıyla bir tutulmamalıdır.

İlginizi Çekebilir: Dolandırıcılık Suçu

Görevin Kötüye Kullanılması Yargıtay Kararları

Kamu görevlisinin her hukuka aykırı fiili, görevin kötüye kullanılması suçunun ortaya çıkmasına neden teşkil etmemektedir. Bu sebeple görevin kötüye kullanılması suçunun oluşabilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Bu konuda yerel mahkemeler ile yüksek mahkemeler arasında yaşanan hukuki ihtilafları çözüme kavuşturan çok sayıda görevi kötüye kullanma Yargıtay Kararları bulunmaktadır.

Görevin Kötüye Kullanılması Zamanaşımı

Görevi kötüye kullanma suçu şikayete bağlı suçlar arasında olmadığı için bu suçun soruşturulması için herhangi bir şikayet süresi bulunmamaktadır. Suçun dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır. Failin hapis cezası alması halinde görevin kötüye kullanılması suçu ceza zamanaşımı süresi de 10 yıldır. Yani fail hakkındaki hapis hükmü 10 yıl içinde infaz edilmezse, hapis cezası zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkmaktadır.

İlginizi Çekebilir: Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık - Fetö Etkin Pişmanlık - Beraat TCK Yargıtay Kararları - Uyuşturucu Madde Ticareti - Terör - Nitelikli Dolandırıcılık

Etkin Pişmanlık


Etkin pişmanlık, bir kişinin işlediği suçtan dolayı özgür iradesiyle sonradan pişman olması anlamına gelmektedir. Hukuki açıdan , suç teşkil eden fiilin meydana getirdiği olumsuzlukları gideren ve ceza adaletine olumlu davranışlarıyla katkı sağlayan kişiye uygulanan bir ceza hukuku şeklidir. Hukuk sistemimizde etkin pişmanlık hususunun devreye girdiği pek çok farklı olay ve süreç bulunmaktadır.

Etkin Pişmanlık TCK

Türk Ceza Kanunu’nda farklı nedenlerle uygulanabilen bir kurum olan ceza indirimi, etkin pişmanlık yasası olarak da bilinmektedir. Yasadan kastedilen şey çoğunlukla bazı suçlardan sonra ceza indirimini düzenleyen TCK hükümleridir.

Etkin Pişmanlık Nedir?

Etkin pişmanlık bir kişinin işlediği bir suçtan dolayı, kendi özgür iradesiyle bu suçtan pişmanlık duyması sonucu ceza adaletinin tecil etmesine olumlu davranışta bulunmasıdır.  Yasanın hukuki sistemimizde devreye alındığı pek çok yöntem bulunmaktadır. Cinsel istismarda etkin pişmanlık başta olmak üzere pek çok suç teşkil eden eylemde, faillerin bu yasadan yararlanarak ceza indirimi almaları ya da hiç ceza almamaları mümkün olabilmektedir.

Yargıtay Kararları

Hukuk sistemimizde birinci derece mahkemeleri tarafından görülen davalarda, dolandırıcılık suçu etkin pişmanlık ve benzeri konularda açılan davaların sonuçları, hukuki açıdan bazı ihtilafları doğurabilmektedir. Yerel mahkemenin kararını Yüksek Mahkeme’ye taşıyan kişilerle ilgili olarak çok sayıda görülen davanın Yargıtay kararları da sabittir. Bu kararlar bağlayıcı hükmüne sahip olduğu için önemlidir.

Fetö Etkin Pişmanlık

Son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü ile bağlantısı bulunan kişiler de etkin pişmanlık hususundan yararlanarak, ceza adaletinin olumlu şekilde kurulmasında etki sağlamaktadır. Kişinin bilmeden terör örgütüne yardım ve yataklık yapması sonrası pişmanlık yasası kapsamında işlediği suçun niteliğine göre ceza indirimiyle karşılaşması mümkündür. Çünkü kişinin etkin pişmanlık göstermesi durumunda ceza almaması da söz konusu olabilmektedir.

TCK 188/3 Etkin Pişmanlık

Türk Ceza Kanunu’nda etkin pişmanlık, bütün suçlarda uygulanabilecek genel bir hüküm olarak değil, özel suç tipleri bakımından icra edilen istisnai bir kurum olarak düzenlenmiştir. TCK’daki düzenlemelerin bir kısmında pişmanlık sebebiyle failin cezasının bütünüyle ortadan kaldırılması uygun görülmüşken, bazı kısmında ise sadece belirli oranda indirilmesi kabul edilmiştir.

Uyuşturucu Madde Ticareti

Uyuşturucu madde suçunun ortaya çıkmasına ve suçları işleyenlerin yakalanmasına gönüllü olarak yardım eden kişiler hakkında yardımın niteliğine göre ¼ ile ½ oranında ceza indirimi uygulanır.

Terör Suçlarında Etkin Pişmanlık

Örgütlü suçlarda etkin pişmanlık, hakkında suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticilere ceza verilmez. Suç işlenmesi durumunda gönüllü olarak örgütten ayrılan kişilere ceza uygulanmaz.

Nitelikli Dolandırıcılık 

Dolandırıcılık suçu etkin pişmanlık, suçun getirdiği zararların giderilmesiyle gündeme gelmektedir. Etkin pişmanlık durumu gösteren fail, mahkemede dava açılmadan önce mağdurun zararını giderirse, suça ilişkin cezada 2/3 oranına kadar ceza indirimi yapılır. Dolandırıcılık suçları hakkında detaylı bilgi verdiğimiz , https://www.bediryeniay.av.tr/dolandiricilik-sucu/ yazımıza da göz atabilirsiniz.

Hırsızlık 

Hırsızlık suçu gasp suçundan daha hafiftir. Hırsızlık suçunda doğrudan mal varlığı hedef alındığı için zararın giderilmesi halinde faile ceza indirimi uygulanmaktadır. Fail, mahkemede dava açılmadan önce, mağdurun uğradığı zararı tazmin ederse, suça ilişkin cezada 2/3 oranına kadar ceza indirimi yapılır. Mahkemede dava açıldıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce zararın tazmini gerçekleşirse faile ½ oranında ceza indirimi uygulanmaktadır.

Uyuşturucu Ticareti 

Uyuşturucu ticaretinde etkin pişmanlık gösteren kişi, suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı yeri veya imal edildiği yeri yetkili mercilere bildirirse, suç ortakları veya uyuşturucu madde yakalandığı takdirde hakkında cezaya hükmolunmaz.

Resmi Belgede Sahtecilik Etkin Pişmanlık

Yasa dışı bahis etkin pişmanlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarında da pişmanlık unsuru kurulabilmektedir. Türk Ceza Kanunu’nda her suç adına pişmanlık hükümleri uygulanmamaktadır, bazı suçlarda uygulanmaktadır. Kanunda resmi belgede sahtecilik suçuna dair pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle suçu işleyen kişiye verilecek cezada pişmanlık indirimi yapılmayacaktır.

Göçmen Kaçakçılığı Etkin Pişmanlık

Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan yabancıyı ülkeye sokan ya da yabancıların kaçak şekilde yurt dışına çıkmasına imkan tanıyan kişilere, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası verilir.

İlginizi Çekebilir: https://www.bediryeniay.av.tr/cezanin-ertelenmesi/

Dolandırıcılık Suçu TCK 157 - 158 - Nitelikli dolandırıcılık suçu - Tck nitelikli dolandırıcılık yargıtay kararları - Suç unsurları - şikayet

Dolandırıcılık Suçu


Hukuk sistemimize göre dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmak suretiyle, o kimsenin ya da başkasının zararına olacak şekilde kendisine fayda sağlamasıdır. Hukuk sistemimize göre dolandırıcılık suçunun sabit olabilmesi için, suçun faili yani suça konu olan eylemi gerçekleştiren kişi tarafından hileli davranışlar gerçekleştirilmiş olunmalıdır. Örnek olarak suçun mağduru kişiyi kandırmak ya da aldatmak suretiyle algısını değiştirmek, kanunlarımıza göre hileli davranış olarak ifade edilebilmektedir.

Dolandırıcılık suçu ilgili kanunda, basit ve nitelikli dolandırıcılık suçu olarak iki farklı şekilde değerlendirilmektedir. Basit dolandırıcılık suçunda da suçun faili tarafından gerçekleştirilen hileli hareketler, normal bir insanın algılama yeteneği değerlendirildiğinde hile teşkil edecek nitelikte olmalıdır. Suç eylemini gerçekleştiren kişi, mağdurun ya da bir başkasının zararına olacak şekilde eylemi icra etmiş olmalıdır. Bir başka deyişle suçun manevi unsurunun zarar verme kastı olduğu sabittir.

İlginizi Çekebilir: https://www.bediryeniay.av.tr/iftira-sucu/

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılığın bir diğer şekli de nitelikli dolandırıcılık suçudur. Nitelikli dolandırıcılık, TCK 158. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre dolandırıcılık suçunun;

  • Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi
  • Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanılması
  • Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanılması
  • Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
  • Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar verilmesi
  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması

gibi durumlarda nitelikli dolandırıcılık suçu devreye girmektedir. Evlenme vaadiyle dolandırıcılık da mağdurun saf ve temiz duygularının istismar edilmesini kapsadığı için, Türk Ceza Kanunu’na göre nitelikli dolandırıcılık kapsamına alındığı görülmektedir.

İlginizi Çekebilir: Hakaret Suçu

Dolandırıcılık Suçu TCK

Dolandırıcılık suçuna ilişkin hukuki düzenlemeler, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde açık biçimde düzenlenmiştir. Algılama yeteneği zayıflığı ve benzeri durumları fırsat olarak kollayıp kişileri hileli bir şekilde yanıltmak dolandırıcılık suçuna girmektedir. TCK’ya göre, fail suça konu olan hileli davranışlarını ve eylemlerini ya kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla gerçekleştirmelidir. Örnekle açıklamak gerekirse, failin mağdur kişiyi kandırarak aldığı paraları kendine maddi fayda sağlamak amacıyla zimmetine geçirdiğinde bu suç unsuru devreye girmektedir. Hatta fail, bazı sebeplerden dolayı kendine bu şekilde maddi fayda sağlayamamış olsa bile bu halde şartın vuku bulması sebebiyle suç gerçekleşmiş kabul edilmektedir. Nitelikli dolandırıcılık suçu dilekçe örneği kullanılarak, bu suçu işleyen kişiler aleyhinde dava açılabilmektedir.

Dolandırıcılık Suçu Cezası

Türk Ceza Kanunu kapsamında, dolandırıcılık suçunun temel şekli hakkında ön görülen ceza; suçu işleyen kişinin hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar da adlî para cezası olarak düzenlenmiştir. Öte yandan Nitelikli dolandırıcılık suçu cezası kaç yıl sorusunun yanıtını da merak edenler olacaktır. Yine TCK hükümlerine göre nitelikli dolandırıcılık suçları işleyen kişi yani suçun faili hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmedilmektedir.

Nitelikli Dolandırıcılık Yargıtay Kararları

Dolandırıcılık, hukuk sistemimizdeki kural olarak şikayete tabi suçlardan değildir. Dolayısıyla dolandırıcılık suçu şikayet süresi kapsamında suçun soruşturulması ve kovuşturulması olayın adli makamlara intikaliyle birlikte re’sen yapılmaktadır. Nitelikli dolandırıcılık  bakımından zaman aşımı süresi 15 yıldır. Temel dolandırıcılıkta ise zaman aşımı süresi Türk Ceza Kanunu ilgili hükümleri uyarınca suçun ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 8 yıldır. Hukuk sistemimizde nitelikli dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak çok sayıda Yargıtay kararları içtihatlarda yerini almıştır.

Hakkımda

Her konuda uzmanlaşmaya çalışanın aslında hiçbir konuda tam olarak başarı sağlaması mümkün olmaz. Bu mantıkla avukatlık mesleğinde daha ilk günden itibaren sadece Ceza Hukuku ve Ceza Davaları alanında çalışmalarımı yürüterek Ceza Avukatı olarak uzmanlaştım. Ceza davası ile başvuru yapan müvekkil ve müvekkil yakınlarına en iyi şekilde yardımcı olmayı kendime ilke edindim.

Çalışma Saatleri

  • Pazartesi : 09:00 – 18:00
  • Salı : 09:00 – 18:00
  • Çarşamba: 09:00 – 18:00
  • Perşembe :09:00 – 18:00
  • Cuma : 09:00 – 18:00
  • Cumartesi : Kapalı
  • Pazar : Kapalı

İletişim Bilgileri

konya boşanma avukatı
ankara avukat fatih tahancı